Bugün Dünya ‘da devletler güç limitlerince hareket ve otorite sahibi oldular. Peki bu güç ve otorite dengesi hangi ülkelerin elinde ya da bu dengeye ait stratejiler ne konumda? Son süreçte ne değişti? Rusya bir anda Suriye’den geri çekilme kararı aldı. Ardından Türkiye’de ve Avrupa’nın kilit merkezlerinde patlatılan bombalar eşliğindeki kanlı eylemler ile bir anda Dünyanın gündemi tek bir noktada toplandı. Ortadoğu’ya müdahale konuşmaları artarda yapılmaya başladı. Oluşan bu kaos ortamı ülkeler arasındaki ustu kapalı meselelerin hesaplaşması sonucunu doğurdu.

Köln’de ve Brüksel’de kurulan taziye çadırının cevabı, Brüksel’de peş peşe yaşanan saldırılarda ölüm ve yaralanmalarla sonuçlandı. Üstelik bu kaos ortamı AB’nin ve NATO’nun merkez üssünde meydana geldi, normalde baktığımız zaman terör saldırılarında hep aynı dil kullanıldı. Fakat ortada bağdaşmayan birbiri ile uyum sağlamayan konular vardı.

Rusya Suriye’den çekiliyor hemen ardından Dünya’da ses getirecek hamleler yapılıyor. Bunların en önemlisi; ses getirecek olan 2 saldırı, Türkiye ve Brüksel saldırısı… Bu iki saldırının da tek bir amacı var aslında: oyun kurucu devletler, piyon hamlelerini kullanıp gerçekleştirmek istedikleri yeni Dünya haritasının adımlarını hızlandırdılar. Hedef şaşırtmaya çalışan bir kesim bugünlerde gündemi değiştirebilecekleri bir konu üzerinden yürümeye başladı ve bunu kısmen başardı da… Daha iki gün öncesine kadar dünya kanlı bomba eylemlerini konuşurken, bir anda Reza Zarrab’ın ABD de gözaltına alınması haberi, bir dönem Türkiye’de ve Dünya’da yankı uyandıran 17-25 Aralık yolsuzluk davasına geri götürdü. Bugün Türkiye’de bir kısım yazar, hedefin Erdoğan değil Obama olduğunu yazıp çizmeye başladı, fakat gelin görün ki işin iç yüzü hiç de öyle değil… Kullanım süresi dolmuş ve vadesini tamamlamış bir kuklanın ABD de yakalanmış olması çok ta şaşırtıcı olmasa gerek … Gündemi bu kadar meşgul edeceği tahmin edilmeyen Reza Zerrab’ın belirli kesimlerce Türkiye’de çok büyük bir sansasyonel haber yapılması Türkiye’deki gündemin değişmesi öncüsü olmuştur Fakat cumhurbaşkanın önümüzdeki günlerde ABD ziyareti yapacak olması ve bu ziyaret öncesi Reza Zarrab’ın tutuklanacak olması, Erdoğan’ın kendi gücünü korumak için ABD ye yalvaracağı algısını halk nezdinde yaratmıştır… Şimdi tekrardan konumuza dönecek olursak aslında ortaya çıkan tabloda gecen seferki söyleşimde bahsetmiş olduğum İsrail’in Ortadoğu’da süper güç olması ihtimali, her ne kadar realitede yeri olsa bile, iç politikada bunu dayatmak çok zordu .. Çünkü şu anda ülkede ve Ortadoğu’nun önemli bir kesiminde hâkim olan algı Recep Tayyip Erdoğan oluşumunun öncülüğünde Türkiye’nin süper güç olma yolundaki kararlılığı … Açıkçası bu kararlılığın farkında olan bir devlet yapısına sahip olan birisi olsam; Beyoğlu’nun göbeğinde bir turist heyetine saldırı yapmayı tercih edip dünyaya şu imajı çizerdim: Kendi ülkesindeki yabancıları dahi koruyamıyor iken nasıl olacak da Ortadoğu’da bir süper güç oluşturacak sorusunu sormaktan kendimi alıkoyamazdım …

Şu anda İsrail ile ilişkilerin tekrar masaya yatırılması, her iki tarafın ortak paydada buluşmaktan başka şanslarının olmadığı ve doğru hamlenin bu yönde gelişmesi gerektiği düşüncesindeyim … Bu bağlamda Türkiye’nin talepleri ve İsrail’in bunları ağırdan alması, bunun sonuca bağlanması noktasında çok önemli…

Mısır ile başlayıp, Suriye ile devam eden güç savaşlarının bu iki ülkenin lehine sonuçlanacağı kanısındayım…

NOT : İlerleyen günlerde Reza ZARRAB;İRAN;TURKİYE; ve ABD  ile ilgili görüşlerimi de paylaşacağım…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here